# José Saramago - Körlük

By [Çağan Bora ELDENK](https://paragraph.com/@a-an-bora-eldenk) · 2022-06-15

---

Giriş
-----

Merhabalar; bu, benim bu platformdaki 2. yazım. Umarım seversiniz. Neyse, uzatmadan içeriğimize geçelim. Öncelikle bu bir kitap önerisi değil, benim roman hakkındaki görüşlerimi içeren bir yazıdır. Yani bu yazıyı önce romanı okuduktan sonra okumanızı tavsiye ederim, sonuçta bu romanın diğer romanlara kıyasla daha ilginç bir tadı var ve bu tat sadece bir kere alınabiliyor.

Üslup
-----

Usta yazarın bu romanına üslubunu biraz değiştirdiğini gözlemleyebiliriz. Bunun en fark edileni yazarın her zaman uzunca kullandığını -Okuyanlar bilirler, yazarımızın betimlemeleri bazen bütün bir bölümü kaplıyor- süslü anlatımını azaltması. Romanın bu özelliği beni şahsen üzdü ki ben Saramago’yla bu romanla tanıştım. Yazarımız ne kadar süslü anlatımı azaltmış olsa da -aslında diğer yazarların romanlarına kıyasla yine çok süslü bir anlatım- her romanda en az bir kere okuduğumuz 5-10 sayfalık bilimsel betimlemeleri atlamamış ki bu usta yazarın değişmeyen en güzel özelliği. Romanımızda felsefe ve gözle alakalı bir sürü bilgi bulunuyor. Yazarımız her zamanki gibi bu romanında da tanrısal anlatım tekniğini kullanmış. Saramago kendini anlatıcı olarak yaratmamış olsa da kendini gözü siyah bantlı yaşlı adam olarak yaratmış. Gerçi yazar yine anlatıcı olarak kendini hissettiriyor ama hem zamanki eserlerinde bulunan anlatıcıya kendi kişiliğini eklemesi bu romanda yok.

İçerik
------

Romanımız trafikte başlıyor. “Arabalar kırbacın havada şaklayacağını hisseden atlar gibi yeşil ışığın yanmasını beklediler ve sonunda yeşil ışık yandı ve arabalar anında ok gibi yerlerinden fırladı, biri hariç, belki de arabanın mekanik aksanında bir sorun yaşanmıştı, sonuçta bu ilk defa olan bir şey değildi.” romandan alınan bu bölüm herkesin aklına kazınmıştır. O biri hariç olan araçtaysa bizim ağlamakta ve o korkunç “Kör oldum! Kör oldum!” diye bağıran ilk körümüz var, ama bu normal bir körlük değil. **İlk körün** deyişiyle “Beyaz bir süt denizinin içinde yüzmek gibi.” . Romanımız bu şekilde başlıyor ve hafızalarımıza **“Oto hırsızı”** olarak adam ilk köre yardım ediyor. Bize aynı kavramların farklı anlamlarda da kullanılabildiğini öğretecek karakterle tanışmış oluyoruz. İlk kör, karısıyla **göz doktoruna** gidiyor. Burada romanın biri hariç bütün ana karakterleriyle tanışmış oluyoruz. **Şaşı çocuk**, **siyah gözlüklü genç kız**, **göz doktoru**, **gözü siyah bantlı yaşlı adam** ile tanışmış oluyoruz. Evdeyse romanın en önemli karakteri olan ve bize gören körler olduğumuzu hatırlatan sevgili **doktorun karısı** ile tanışmış oluyoruz. Doktorun karısı belki de bütün romanda en yardımsever, cesur ve sabırlı karakter. Kişilerimizi aşağıda tanıtacağım.

### Oto Hırsız

Bu adam ahlaksızın tekiydi. En başta ilk körün arabasını çaldı, sonra çok daha kötü bir şey yaptı ve sonuç olarak siyah gözlüklü genç kız onu topuklu ayakkabısıyla yaraladı. Bu karakter bize kabullenmeyi öğretti. Öleceğini biliyordu ve akıl hastanesinden -ilk körler için boş bir bina bulunamadığından bir akıl hastanesi karantina mekanına dönüştürülüyor- kaçarken vuruldu ve onun arkasından birkaç kişi daha koştu ve hepsi vuruldu. Daha sonra gömüldüler.

### İlk Kör

İlk kör kendi halinde bir karakterdi. Aklımızda hem ilk kör olup hem de ilk iyileşen olarak kazınan bu adam bizim aklımızda “Kazma” ve “Bel” sözcükleriyle özdeşleşmiş durumda. Oto hırsız ve siyah gözlüklü genç kızın komşusu aracılığıyla farklı kavramların aynı cümlelerle anlatılabileceğini gösterdi, ve bu cümleyse “Bir kazma ya da bel bulalım.”

### İlk Körün Karısı

İlk körün karısı hikayemizde ana kahramanların 3. koğuşta yaptığı savaşa katıldı ve ana kahramanlarla tanışmamızı sağladı.

### Göz Doktoru

Göz doktoru ilk körü muayene etti ve körlük salgınını hükûmete bildirdi. Ne kadar akıl hastanesini yandıktan sonra herkes kör olmuş olsa da işini yaptı. Karısıyla birlikte koğuş düzenini kurdu ve hayatta kalan ana kahramanlarımızın evinde konaklamasını sağladı. 3. koğuşla yapılan savaşı organize edenlerden ve insanları cesaretlendirmeye çalışan kişi, ama ne yazık ki görmeyen bir göz doktorunun kimsenin işine yaramayacağını düşünüyordu. 1. koğuşun mükemmel temsilcisiydi.

### Şaşı Çocuk

Hikayede “Anne!” diye ağlayıp siyah gözlüklü genç kızın yanından hiç ayrılmayan ve minik olduğundan fazla yek yiyen bir erkek çocuğuydu. Ama oto hırsızının ölmesini sağlayan belki de oydu. Eğer tuvaletini yere yapmış olsaydı siyah gözlüklü genç kız bir insanı öldürmenin acısına katlanmayacaktı ve oto hırsız hâlâ hayatta olacaktı ve ölümünden önce o kadar acı çekmeyecekti.

### Siyah Gözlüklü Genç Kız

Hikayemizin en önemli karakterlerinden birisi. Salgından önce kötü birisi olan bu genç kız koskoca bir oteli kör etmekle kalmadı bir adamı da öldürdü. oto hırsızı öldürmenin acısına katlanamayan bu kız hikayenin sonuna kadar hayattaydı. Bir süre sonra doktorun karısı siyah gözlüklü genç kıza kocasından fazla ilgi göstermeye başladı ki kocası onun en sevdiği insandı. İkisi yardımlaştıklarından hayattaydı, yoksa doktorun karısı intihar ederdi ve siyah gözlüklü genç kız da 3. koğuşa yapılan başkaldırıda öldürülürdü. İyi bir insan olmasının tek sebebi en iyi arkadaşı doktorun karısıyla tanışması, şaşı çocuğa acıması ve oto hırsızı öldürmesi. Romanda ailesinin evinde kalmak istemesindense onun ailesine çok düşkün birisi olduğunu çıkarabiliyoruz. Ailesinin dışarıda ölü olduğuna inanmak istemiyor ve doktorun karısı onu evden çıkarabilmek için ona ailesi salgından sonra eve dönerse onun hayatta olduğunu öğrenmeleri için bir not yazıyor.

### Gözü Siyah Bantlı Yaşlı Adam

Bu adam sol gözünden katarakt ameliyatı olacak yaşlı bir adam. Bunun için göz doktoruna gidiyor ve ilk kör yüzünden kör oluyor. Bu karakter önemli birisi çünkü hem bilge rolünde oynuyor, 1 ve 2. koğuşun doktor ve onun karısına başkaldırmasını engelliyor. Empati yeteneği gelişmiş bu adam aynı zamanda ilk körle karı karşıya gelmiş olmasına rağmen akıl hastanesine gelen en son adam. Bu adamı önemli yapan diğer bir şeyse radyoya sahip olan tek insan olması. Körlerin dışarıyla etkileşime girmesi yasak ve hepsi apar topar bir şekilde cankurtarana atlayıp buraya gelmişler. Ondan hiçbirinin radyoları yok. Onun hakkında hepimizin aklında kalan şeylerse onun kör gözüne bakarken kör olması ve “körler ülkesinin kralı tek gözlü kraldır.” sözü.

### Doktorun Karısı

Bu karakteri sona atmamın bir sebebi vardı, çünkü bu kadın en önemli karakterdi, kartların yeniden dizilmesini sağlayan kişiydi. Sebebi basit, çünkü bu kadın kör olmuyordu. Kiliseyi hatırlar mısınız, oradaki her şeyin gözünde beyaz bantlar vardı, biri hariç. O bir kadındı, ama gözleri oyulmuştu ve oyulmuş gözler kasenin içinden kendisine bakıyordu, buradan insanın ne kadar hayvanlaşabileceğini çıkarabiliriz. Çünkü orada o gözler insanı inceliyordu. Belki bu yüzden doktorun karısı her şeyi düzeltmeye kalkıştı, çünkü ne olduğumuzu anlamıştı ve kendine, daha doğrusu bütün insanlığa acımıştı. Belki onu o müthiş “Hepimiz aslında gören körlerdik.” sözünden hatırlarız ya da romanın aklımızdan kazınmamak üzere orada duran inanılmaz sonuna. “"Gökyüzüne baktı, her şeyi beyaz gördü. Sanırım şimdi de sıra bende, diye düşündü. Daha sonra aşağı baktı ve hâlâ kör olmadığını fark etti.” . Bu son beni etkilemişti, onun kör olacağını tahmin etmiştim ki çoğunuz da -distopik kitap okuyorsanız- böyle düşündünüz ki son beklediğimiz gibi değildi ki distopiklik kavramıda sonu tahmin edemeyiz.

### Kör Muhasebeci

3\. koğuşun 2. lideri kör muhasebeci önemli karakterlerdendi çünkü o da düzen manyağı körler gibi bir düzen bulmuştu, bu düzense kendi oluşturduğu yazıyla. Bu sayede her şeyin kaydını tutabiliyordu ki onu önemli yapan şey buydu. 1 ve 2. koğuşu tabancayla bu yazı sistemiyle kontrol ediyorlardı. Doktorun karısı, ahlaksızlar koğuşunun liderini karmaşa esnasında bir makası sonuna kadar açıp onu boğazından bıçaklayarak öldürdükten sonra kör muhasebeci eline tabancayı aldı ve rasgele etrafa rasgele ateş etti. Bu adam kendisinin çok kötü birisi olduğunu bize anlatıyor, ama neler yaptığını bilmiyoruz. ana kahramanların yaptığı savaş esnasında doktorun karısı kör muhasebeciye de gördüğünü söyledikten sonra meçhul bir kadın elinde bir çakmakla yeri ateşe verdi ve de korkunç acılar eşliğinde yandı ve daha sonraysa akıl hastanesi onun üstüne ve şanssız masum körlerin üstüne yıkıldı.

Önemli Olay
-----------

### 3\. Koğuş Savaşı

Bu savaş doktorun karısının ahlaksızların liderini öldürdükten sonra 1 ve 2. koğuşların yiyecek kıtlığı çekmesi sonucunda bu iki koğuştakilerin ahlaksızların liderini öldüreni lanetlemesi sonucunda başlıyor, en sonunda koğuştakilere doktorun karısı “Onu ben öldürdüm! Ama nedenimde haklıydım'!” diyor ve bütün koğuş onun üstüne yürürken onun kocası, ilk kör, gözü siyah bantlı yaşı adam, ilk körün karısı ve siyah gözlüklü genç kız onu koruyor. Daha sonra bir ordu kuruyorlar ve orduya erkeklerden sadece ana karakter olan erkekler ve geri kalanı iki meçhul kadın ve ana kahraman kadınlardan oluşuyor. Daha sonra 3. koğuşa sürünerek girdiler ve koğuşların altına pustular. Adamlar uyurken onlara saldırdılar ve sonra muhasebeci uyandı, muhasebeci elinde bir silahla bağırarak nutuk çekerken doktorun karısı “Ben görüyorum ve her zaman da gördüm.” dedi ve herkesin bağırmasını istedi. Daha sonraysa meçhul kadınlardan birisi yeri ateşe verdi ve dumanın kokusunu alan herkes kaçmaya başladı, doktorun karısının kör grubu kaçmayı başarıncaysa binanın tavanı çöktü ve ahlaksızlar koğuşu ve birkaç masum kör öldü. Daha sonraysa doktorun karısının kör grubu bir alışveriş merkezinde bütün ülkenin kör olduğunu duydu.

Kitap Hakkındaki Düşüncem
-------------------------

Saramago’ya başlamak için iyi bir kitap değil ama eğlenceli bir kitap. Eğer distopyayı seviyorsanız bunu okuyun ve yeniden okuyun. Ben bu kitapta bir sürü anlam bulunduğunu düşünüyorum ama ben kitabı okurken ülkeyi 2. Dünya Savaşı’ndaki dünyaya benzettim. Sebebi basit, Saramago Portekizli ve Kanarya Adaları’na sahip olduğu marksist düşüncelerden dolayı sürgün edilmiş. George Orwell’in Selam Olsun Kataonya’sını okuyanlar 3 partiyi bilirler, POUM, POUC ve Franco’nun milisleri. POUM ve POUC kardeş partiler, Franco ise faşist. POUM marksist bir parti yani ben burada akıl hastanesini İspanya’ya benzettim.

---

*Originally published on [Çağan Bora ELDENK](https://paragraph.com/@a-an-bora-eldenk/jos-saramago-k-rl-k)*
