Cover photo

start.exe [tr]

Neden Buradayım?

Gerçek şu ki, her şeyin başlangıcında yatan tek bir soru var: Neden? Bu sorunun gizemli gücü, beni çocukken elime aldığım lego marka oyuncaklardan bugünkü olgunluğuma kadar, her zaman merak duygusuyla dolu bir hayat yaşamaya itti.

Tanıdığım her insanda, her nesnede, her olayda, tıpkı bebeklerin ilk gülümsemelerindeki saf şaşkınlık gibi, tıpkı bebek adımlarının tökezlemelerinde saklı bilinmeyene duyulan heyecan gibi, ben de her zaman bilinmeyene uzanan bir merak duygusuyla yanıp tutuştum. Her nesnenin ardındaki hikayeyi, her sesin kaynağını, her duygunun gizemli kodunu çözmek için sonsuz bir arzuyla yanıp tutuştum.

Bu merak duygusu, beni adeta bir keşif gezginine dönüştürdü. Evimin her köşesi, benim için yepyeni bir dünya demekti. Her figür, farklı bir evrenin kapısını açıyor, her kitap, her makale, bilinmeyen diyarlara uzanan bir harita oluyor, her fotoğraf, güzelliği anlamlandırmak için sonsuzluğa hapsettiğim bir kehribar oluyordu. Hayal gücüm, merakımın rehberliğinde sınırsız bir özgürlüğe kanat çırpıyordu.

Büyüdükçe, merakımın yönü de değişti. Artık sadece oyuncakların veya tamir etmek suretiyle edindiğim hurdaların gizemlerini değil, evrenin gizemlerini, insan ruhunun derinliklerini ve varoluşun anlamını da keşfetmek istiyordum. Lakin yaşadığım yüzyıl ve toplum ile olan etkileşimim sonucu oluşan kaygılarım, karamsarlığım ve hayal kırıklığım maalesef ki bu arzumu metastaza uğramış bir kanser hücresi gibi zihnimin ve ruhumun derinliklerini çürütmeye başlamıştı.

Sokaklarda yürürken evim zannettiğim şehrimde canlılığın nabız gibi attığı sokaklar, şimdi “tüketme” arzusuyla nefes alıp veren yaşayan ölülerle birlikte gömülmüş. Eskiden yankılanan samimi kahkahalar ve coşkulu sesler, yerini sinsi bir tebessümle maske takmış kalabalık bir o kadar da yalnız masalara bırakmış. Aslında aynaya da baktığımda ben de buna dönüşmeye başlamıştım. Üretmekten ziyade tüketen, sabrın huzurunu benimsemek yerine gergin anksiyeteli birine dönüşen, uykusuz düşünce dolu gecelerin kara deliğine düşmeye hazır olan, biçimsiz bir şekle dönüşüyordum.

Buna son vermek istiyordum. Bunu “Nasıl” yapabilirdim ? Bilmiyorum fakat şunu belki de yapabilirim. Paylaşabilirim. Paylaşırken keşfedebilirim. Paylaşırken üretebilirim hem de uzmanlık alanım olsun veya olmasın araştırarak, keşfederek. Bunları yaparken öğrenirim, büyürüm ve yaşayabilirim. Özgürce hata yapabilirim, yanılabilirim ve düzeltebilirim elimden geldiğince.

Çürümeden, tazeleşerek…